Ana Sayfa Köşe Yazısı GELECEĞİN TÜRKİYE TARIMI SORUNLARI VE ÇÖZÜMLERİ
Veli AKÇA
Veli AKÇA
28 Ağustos 2018, Salı - 14:35
GELECEĞİN TÜRKİYE TARIMI SORUNLARI VE ÇÖZÜMLERİ

Öncelikle şunu belirtmeliyim ki bu yazımı herhangi bir siyasi nitelik veya düşünceyle yazmıyorum. Türkiye’nin bir çok ilini gezmiş ve bir çok köylüyle tanışmış, bu konularda bilgi sahibi olmuş olarak yazıyorum.

Ülkemizde herkes bir çok problem sayabilir. Eğitim, işsizlik, siyasi olaylar, kadına şiddet v.b. ben bu olayların en başında tarımı görürüm. Tarım bir ülkenin can damarıdır.Gelecekte bir çok ülkede tarımsal ürünlerde azalma olacağı için bizim şimdiden önlemeni almamız gerekiyor.

Buna bu işin dışında olanlar devletin yanlış politikaları olarak söyleyebilir. Bir nebzede olsa hakları vardır.

Gündemin anlık değiştiği, planlamanın önemsenmediği bir ülkede gelecekte neler olabileceğini tahmin etmek zor dur. Tarım gibi dış etkilere açık bir alanda belli öngörülerde bulunmak daha da zor.

Küresel iklim değişikliği tarımı tehdit eden en önemli sorun olarak görülüyor. Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun verdiği bilgiye göre, Türkiye son 44 yılın en kurak dönemini yaşıyor. Kuraklıkla mücadele için Bakanlık tarafından “Ulusal Kuraklık Yönetimi Eylem Stratejisi” hazırlanıyor.

Türkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı (TEMA) doğal felaket olan kuraklığın sadece tarım için değil, su sorunu ile kentleri de tehdit ettiğini duyurdu. İklim değişikliğinden en fazla etkilenecek olan Türkiye’nin Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgelerinde yüzde 20 ile yüzde 40 arasında, İç ve Batı Anadolu bölgelerinde ise yüzde 40’ı aşan oranlarda yağışların azalacağı öngörülüyor. Bu durum gelecekte bugünkünden daha uzun ve şiddetli kuraklıkların sıklıkla yaşanması olasılığını artırıyor. Yapılan kuraklık riski çalışmalarında Türkiye nüfusunun 50 milyonluk kesimini barındıran 30 şehrin büyük oranda kuraklıktan etkileneceği görülüyor.

TEMA Vakfı, kömür madenciliği ve kömürlü termik santral yatırımlarının teşvik edildiğine dikkat çekerek büyük ölçüde suya ihtiyaç duyan kömürlü termik santrallerin planlanmış olması giderek kuraklaşan ülkemizde suyun kullanımı açısından bir tezat oluşturuyor. Türkiye’nin en verimli ovaları, kıyıları, zeytinlikleri termik santrallere feda edilirken, iklim değişikliğine katkımız da gün geçtikçe artmaktadır.

Tarımda ithalat politikası çiftçiyi zor durumda bırakmaktadır. Hayvancılık,hububat,bakliyat,yem hammaddeleri,bitkisel yağlar başta olmak üzere ithalatın yüksek girdisi olarak Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın, konuşmalarında “bende ithalata karşıyım” demesi ithalatın artarak devam edeceği gerçeğini değiştirmiyor. Fakıbaba, 2018’de 300 bin ton et ithal edileceğini söylüyor.

Bakanlar Kurulu’nun, “İthalat Rejimi Kararı”nda gümrük vergilerinde yapılan değişiklikler de ithalat politikasının devam edeceğinin en önemli göstergesi. Resmi Gazete’de yayımlanan kararda canlı hayvan, karkas et, yem hammaddeleri, buğday, mısır, arpa ve daha bir çok üründe gümrük vergileri düşürüldü. Bazı ürünlerde sıfırlandı. Bakanlar Kurulu Kararı ile Toprak Mahsulleri Ofisi’ne verilen hububat ürünlerini sıfır gümrükle ithalat yetkisi devam edecek. Et ve Süt Kurumu, sıfır gümrükle canlı hayvan ve kırmızı et ithalatını sürdürecek.

İthalata dayalı tarım politikası kırsalda nüfusun azalmasına, tarımsal üretimin düşmesine neden olurken, Türkiye’nin ithalat faturası büyüyecek . Bunun yanı sıra devletinde çiftçilere destekleri sürmekte.

Bu yıl çiftçilere 14.8 milyar lira destek ödenecek.Bu desteğin 4 milyar lirası hayvancılığa verilecek. Mazot desteğinde çok büyük artış olacak. Başbakan Binali Yıldırım’ın Ekim 2016’da açıkladığı; “çiftçinin kullandığı mazotun yarısı bizden” taahhüdü nihayet bu yıl yaşama geçirildi. Çiftçilere 2018 yılı bütçesinden 1.9 milyar lira mazot desteği ödenecek. Kırsal kalkınma yatırımlarına 1.7 milyar lira, pamuk üreticilerine 1.5 milyar lira destek ödemesi yapılacak.

Tarım destekleri konusunda bu yıl yeni bir uygulamanın da başlaması bekleniyor. Bakanlar Kurulu’nun daha önce aldığı karar doğrultusunda sertifikalı tohum kullanmayan çiftçilere tarım desteği ödenmeyecek.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, buzağı ölümünün yüzde 15’ten yüzde 5’e düşürülmesi için 2018’i hayvan hasatlıkları ile mücadele ve buzağı yılı ilan ettiklerini açıklamıştı. 2017 yılında kaldırılan besi desteği bu yıl tekrar uygulamaya başlandı. Hayvan başına 250 lira ödeme yapılıyor. Hayvancılık politikasında önemli değişikliklerin 3 yıl sürecek yeni bir proje ile sözleşmeli üretim küçük aile işletmeleri desteklenmeye başlandı . Milli Hayvancılık Politikası temel alınarak hazırlanan proje ile küçük aile işletmeciliği, besicilik ve küçükbaş hayvancılığına yönelik destekler artırılmaya başlandı. İlk etapta 20 bin işletmenin rehabilitasyonu öngörülüyor.

Gübre konusunda bir ilk yaşanıyor. Amonyum nitratlı gübrelerin patlayıcı yapımında kullanılmasını önlemek amacıyla tüm gübrelerin karekod ve DNA Barkod ile izlenmeye alınması1 Ocak 2018 itibariyle başladı. Dünyada ilk kez Türkiye’de başlayan bu uygulamanın, gübre maliyetini artırması ve bunun da çiftçiye fiyat artışı olarak yüksek oranda artışa neden oldu.

Tarımda maliyetlerin yükselmesi,verimliliğin düşmesi, yaşlanan kırsal nüfus, işçi bulunamaması gibi sorunlar tarımda teknoloji kullanımını zorunlu hale getiriyor.

Uluslararası yapılan çalışmalarda yer alan bir nokta ise bugünTürkiye’de tarım oldukça tartışma konusu haline gelmiş durumda.

Raporlarda deniliyor ki: “Türkiyede gıda güvenliği açısından gıda ithalatı daha fazla önem kazanıyor. Talebin arttığını ancak yurt içinde gıda üretimi için doğal kaynaklarda yetersizlik olduğunu ifade edebilirken,tarımsal kalkınma sorunlarının işareti olabilir.”

Aslında herkesin bildiği üzere Türkiye’nin sorunu doğal kaynaklarındaki yetersizlik değil,üretimdeki planlama sorunu ve kırsal kalkınma politikalarındaki eksik ve yanlışlar. Türkiyede Ar-ge’ye fazla destek verilmiyor. Tarım üzerindeki yüksek KDV oranın düşürülmesi gerekiyor. Tarımda kullanılan ilaç fiyatları dolar üzerinden ödendiği için tarımda kullanılan ilaçların doların sabitlenmelidir.

Özetle, yeni umutların yeşermesini bekliyoruz. Ancak,geçmişten gelen kronik sorunlar, ithalata dayalı politikalar Türkiye’yi tarımda her geçen yıl daha çok dışa bağımlı hale getiriyor. Dileğimiz üretimi destekleyen,artıran, üreticiyi ve tüketiciyi koruyacak ulusal bir politikanın uygulanması.

GELECEĞİN TÜRKİYE TARIMI SORUNLARI VE ÇÖZÜMLERİ 28 Ağustos 2018, Salı - 14:35
Yorumlar
Ad Soyad
E-Posta
Başlık
Yorum