Ana Sayfa Köşe Yazısı ÜNİVERSİTELER NEREYE KOŞUYOR
Ali AÇAR
Ali AÇAR
28 Ağustos 2018, Salı - 14:32
ÜNİVERSİTELER NEREYE KOŞUYOR

OKUMAK hem bir emir hem bir eylem hem bir sonuçtur. İnsanoğlu var olduğundan beri okumak onun hücrelerine işlemiştir. Çünkü okursa insanoğlu insandır.

İnsanın gelişimi ve değişimi tarih boyunca hep okumakla olmuştur. Tabiattaki cevher halinde bulunan madenlerin çıkarılıp işlenmesinden insanın hayatını kolaylaştıran dijital devrime kadar hep okumakla meydana gelmiş değişimlerdir.

Selçukluları dünya arenasına çıkaran “Nizamülmülk Medreseleri”dir. İnsanın bedenen ve ruhen gelişimi ve değişimi hep okumakla sağlanmıştır. Dünya arenasında kalıcı olmak zihnen ve bedenen yerimizi almak istiyorsak diğer toplumlardan daha çok okumak ve daha çok gayret sarfetmek zorundayız. Eğitimdir ki bir insanı ya vezir eder ya da rezil. İnsanoğlu nebatat gibidir. Bazıları güzeldir gül gibi bazıları acıdır bazıları terleyendir bazıları zehirlidir. Kınalızade, “Ahlakı Alaiye” “Gülistan” gibi eserlerinde insanların tabiat ile benzerliklerini ve farklılıklarını hep işlemiş dantel gibi insanın gözüne hoş görünen sanat eserleri ortaya koymuştur.

Okuyan toplumlar diğer toplumları yönlendirebilir. Okuyan toplumlar diğer toplumlar için kutup yıldızı gibidir. Okumayan toplumlar okuyan toplumların peşinde giden kuyruk gibidirler, Kendi yön tayinlerini ona göre belirlemek zorundadırlar. Okumak o halde maddi ve manevi her şey, islamın ilk emri “oku” ise bunun belli standardı olması gerekir. Okumanın bir düzen ve intizam içersinde olması gerekir. Düzensizlik ve sıradanlık kargaşa ve anarşi üretir ancak.

Okumanın olmazsa olmazı belli şartları vardır. Okul, öğretmen, öğrenci, ders materyalleri gibi. Ülkemizde bu işi en üst düzeyde yapan yerine getiren eğitim kurumları Üniversitelerdir. Öğretmen alırken pedagojik formasyon dersleri almayan kişileri öğretmen atayamıyoruz. Zaten yasal olarak da mümkün değil. İyi bir iletişimin olması için alıcı ve vericinin hazır olması aynı zamanda kanalların açık olması gerekir. Peki Üniversitelerde işe aldığımız araştırma görevlilerinin ne kadar pedagojik formasyon bilgileri var ya da neden üniversitelerin ve bilimin geleceği olacak kişileri işe alırken pedagojik formasyon istenmez? Acaba eğiteceği ve ders vereceği gençlerin ne gibi ruhi ve bilişsel özellikleri var? Hangi yaşta hangi kişiye nasıl davranmalı? Nasıl bir eğitim verilmeli ? Tüm bu sorulara; üniversiteler bilim yuvaları ne işi var pedagojik formasyon derslerinin Üniversitelerde dediğinizi duyar gibiyim. Hani eğitim önemliydi hani pedagojik formasyon dersleri almayan kişiler öğretmen olamazdı. Üniversitelerdeki hocalar ders vermiyor mu yoksa? İki kişi bile birbirleri ile muhabbet ederken samimiyet derecesi konuşma uslubunu belirleyebiliyor iken ders verme işini resmi olarak yapan kişilerin elbette pedagojik formasyon bilgileri onları iletişim anlamında daha da ileri götürecektir. Hiç değilse (eski adıyla araştırma görevlileri okutmanlar öğretim görevlileri, uzmanlar vs.) Dr. Öğretim Görevlileri yeni işe alınırken bu konularla ilgili şartlar konmalıdır.

Bir başka konu da üniversitelerde Dr. Doçent. Ya da Prof ünvanlı ilanlarda adrese teslim ilanlara çıkılması .Söz açılınca kul hakkından dem vuranlar seksen milyon içinde sadece bir kişide bulunan özellikleri şart olarak yazar ve ilana çıkarsan al sana köküne kadar kul hakkı. Üniversitelerde bu tür ilanlar tamamen kaldırılmalı ve ülke çapında sınava tabi tutulmalı. Sınavı geçen kişiler iyi bir arşiv araştırmasına tabi tutulmalı. Sonra kendi değerlerine hakaret eden, küfreden, teröre maddi manevi destek veren , kişiler sınavı kazanmış bile olsalar üniversitelerle ilişiği kesilmeli. Bu konuda yasal engeller varsa kaldırılmalı veya düzenlenmelidir. Ülkesine ihanet eden insanların bilim adına korunmaları bu ülkeye yapılabilecek en büyük ihanettir.

Üniversitelerde pek gündeme gelmeyen esasen işin mutfağında terleyen bir sınıf var ki kimse onların sesini duymuyor duymak istemiyor. İşte o sınıf idari sınıftır. Özlük bakımından pek de iyi olmayan hallerine dert yanacakları bir yer de yok. Tayin ve nakilleri tamamen gayri yasal tabir edebileceğimiz ahbap-çavuş ilişkisine bağlı. Pek çok idari personelin aile bütünlüğü bozulmuş durumda.

Üniversitelerin sorunları bir yazı ile geçiştirilecek bir konu olmadığını herkes biliyor. Bizimkisi sadece hatırlatmak babından bir not düşme. Kendinize iyi bakın.

ÜNİVERSİTELER NEREYE KOŞUYOR 28 Ağustos 2018, Salı - 14:32
Yorumlar
Ad Soyad
E-Posta
Başlık
Yorum